Menu
İklim

Çanlar Kuraklık İçin Çalıyor

Çanlar kuraklık için çalıyor. Su kıtlığı kapıda…

Birkaç gündür bunu düşünüyorum, eskiden su kıtlığı denildiğinde sanki Türkiye’nin bu dertten hiç muzdarip olmayacağını düşünürdüm. Hani hep bahsederler  ‘’büyük su savaşları’’ diye, sanki sadece bir bilim kurgu filmi olabilirmiş gibi ya da içine su doldurulmuş plastik su tabancalarımızla arkadaşlarımıza su sıkıyormuşuz gibi bir resim geliyor gözümün önüne. Ama bu savaş gerçek bir savaşmış… İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğu açıklamasını yaptı. Suyun İstanbul barajlarında son 10 yılın en düşük seviyesine geldiği bildirildi.

Peki su kıtlığı nedir? Gelin beraber inceleyelim.

Su kıtlığı, kuraklık ve sel gibi değişen hava koşulları, artan kirlilik ve artan insan talebi ve aşırı su kullanımı gibi sebeplerden kaynaklanır.

Su krizi ise, bir bölgedeki mevcut içilebilir, kirletilmemiş suyun o bölgenin talebinden daha az olduğu bir durumdur.

Günümüzde, iklimdeki bozulma ve dalgalanmaya bağlı olarak oluşacak kuraklıktan kaçınılması mümkün değildir. 1995 yılında 25 milyon insan iklim mültecisi oldu. 2000 yılında bu sayı 42 milyona çıktı.2050’de 150 milyona ulaşacağı söyleniyor. Bu 150 milyon insan çevresel faktörlerden dolayı yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalacak. Sulak alanların kaybına ilişkin ciddi veriler açıklanıyor. Yüzde 60’a yakın su varlığının yok olduğuna ilişkin veriler var.

İklim bilimciler, kuraklıktan sonra sulak birkaç yılın gelmesi ihtimalinin mevcut olduğunu söylüyor. Bu ihtimal ve küresel iklim değişikliğinin neticesi olarak bazı bölgelerde ortaya çıkan taşkınlar kuraklık riskini ortadan kaldırmamaktadır. Bu sebepler kuraklık riskini yönetmekten bizi vazgeçirmemelidir. Su her şartta kaynaklarının kuraklık riskini esas alarak kullanılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir.

Önümüzdeki aylarda ve yıllarda bizi büyük bir su kıtlığı bekliyor. Devletin tabiî ki kendine özgü bir takım tedbirleri olmalı. Örneğin; şehir atık sularının arındırılarak ayrı bir hat ile peyzaj alanlarının sulanmasında kullanılması, hatta mümkünse bir süre şehir süslemesinde çimleme işlemlerinin durdurulması gerekiyor.  Betonlaşmanın önüne geçilmesi de önemli bir unsur. 1 kg çimentoya yaklaşık yarım lt. su katmanız gerekiyor. Türkiye yılda 70 milyon tondan fazla çimento üretiyor. Yani 35 milyon ton sadece beton için su tüketiyor. Asfaltın da azaltılması gerekiyor. Ne kadar çok asfalt-beton o kadar toprağa kavuşamayan su demek.  Bunun yanı sıra toplumsal bilinci ve farkındalığı artırmak adına küresel ısınma ve kuraklığın etkileri ile su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda halka eğitimler verilmeli, konu ile ilgili reklamlar, belgeseller hazırlanmalı ve medyanın her alanı halka ulaşabilmek adına kullanılmalı.

Bireysel olarak yapabileceklerimiz hiç de az değil;

  • Musluk ve sifonların bakımını düzenli yapmalı, arızalı olanları onarmalıyız.
  • Rezervuarların boyutunu küçültmeli, kademeli rezervuarlar tercih etmeliyiz. Bu mümkün değilse klozetlerin su haznelerinin içerisine 1.5 litrelik bir pet şişeyi su doldurarak yerleştirebilirsiniz, tabi kapağının kapalı olmasına dikkat edilmeli. Günde 10 kere sifon çekilen bir evde bu şekilde ayda 450 litre su tasarrufu sağlamak mümkün.
  • Bahçe sulamak için buharlaşmanın az olduğu sabah ve akşam saatlerini tercih etmeliyiz.
  • Çamaşır ve bulaşık makinemizi tam doldurup çalıştırmalıyız.
  • Kişisel temizliğimiz sırasında suyu ihtiyacımız kadar kullanmalıyız. Örneğin; saçlarımızı şampuanlarken ya da keselenirken suyu kapatmalıyız.
  • Giydiğimiz kıyafetleri gün sonunda yıkamak yerine havalandırabilir, başka kıyafetlerle dönüşümlü olarak kullanabiliriz.
  • Meyve ve sebzeleri akan suyun altında yıkamak yerine karbonatlı suda bir süre bekleterek başka bir kapta bekleyen temiz suda durulayıp tüketime hazır hale getirebiliriz.
  • Lavabo önlerindeki musluklarınıza kesinlikle bir su tasarruf aparatı taktırın. Su tasarruf aparatları suyun tazyikini artırarak daha az su kullanmanızı sağlıyor.
  • Su tesisatınızda kaçak olmadığından emin olun.
  • Küvette suyun içerisinde keyif yapmak oldukça zevkli olabilir. Ancak bunun için ortalama 200 litre su harcanırken, duş alırken bu miktarın 100 litreden daha az olabileceğini unutmayın.
  • Tıraş olurken, ellerinizi sabunlarken ya da dişlerinizi fırçalarken musluğun sürekli açık olmamasına dikkat edin.
  • Arabalarımızı sık sık yıkamak yerine uzun süre kirli kullanmalıyız. Türkiye’de 20 milyondan fazla motorlu araç var. Hepsinin otomobil olduğunu ve bu araçların bir yılda 10 defa yıkandığını düşünürsek yaklaşık 10 milyon m3 suyun harcandığını görüyoruz.
  • Et ve süt ürünlerinin tüketimi azaltılmalı. Raporlarda 1 kg et için 15 bin 455 lt su harcandığı ifade ediliyor.

 

Kuraklık sadece kentlerde yaşayanların su sorunu olmadığı gibi, doğal yaşamın her alanını tehdit ediyor. Doğadaki canlıları, ekonomiyi, sosyal yaşamı, sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Hele ki Covid-19 gibi hızlı bulaşan ve yaygınlaşan bir salgın hastalıkla uğraştığımız bu dönemde suyun her damlasının ne kadar kıymetli olduğunu görüyoruz. Eğer hijyenimize dikkat etmeseydik bugün binlerle sınırlı olan ölüm sayısı milyonları bulabilirdi.

http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/10955.pdf

https://350ankara.org/kurakliga-11-cozum/

Foto: onedio

 

1 Comment

  • Burcu
    26 Aralık 2020 at 23:39

    Çok korkuyorum 😦

    Cevapla

Burcu için bir cevap yazın Cancel Reply