Menu
Hayvan Endüstrisi

İslamda Gelenekselleşen Kurban Anlayışı Doğru Olan Mıdır ?

Herkese selam. Benim için önemli bir konuya, üzerime çok da vazife olmasada değinmek istedim. Konu din. Üzerime vazife değil diyorum; çünkü orjinal dilinde doğru kaynaklara ulaşabilmem Arapça bilmediğim için mümkün değil. Bu yüzden sevdiğim ve güvendiğim bazı din alimlerinin görüşlerini sizlere de aktarmak istedim.
Şimdi. ‘’Vegan mı? O ne?’’ sorusundan sonra en çok karşılaştığım soru; ‘’Eee dinde kurban kesmek diye birşey var. Sen şimdi inanmıyor musun?’’oluyor. Bu çok kişisel konuya burada açıklık getirmek istiyorum.


Yahudilik,Hıristiyanlık ve İslamiyet tarafından en büyük ata ve temel referans noktası kabul edilen İbrahimle ilgili diğer kitaplarda olduğu gibi Kuranı Kerim ve sonraki İslami literatürde diğer pekçok peygambere nispeten daha fazla yer verilmiştir. Bu konulardan biri de kurban konusu(İhsan Eliaçık). Hz. İbrahim niçin oğlunu kurban etmek istedi? Çünkü Allah, İbrahim’e bir oğul verirse onu Allah için kurban edeceğine dair ona söz verdi.. Dileği gerçekleşince rüyasına sadakat gösterdi ve oğlunu kurban etmek için bıçak altına yatırdı. Rivayet o ki; Tam o esnada İbrahim’in sadakatini gören Allah, Cebrail ile birlikte bir koç indiriyor ve hikaye böylece devam ediyor… İbrahim oğlunu boynu üzerine yatırınca Allah ‘’İbrahim’’ diye seslenir. ‘’Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin. İşte biz güzel ahlak sahiplerine böyle karşılık veririz. Ancak bu rüya bizim emrimiz değil.’’der ve ayet şöyle iner;’’Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık. Çağlar boyu anılmasını sağladık. Selam olsun İbrahim’e’’(Saffat;107). Bu kadar. ‘’Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık kısmı; biz ona büyük bir koç verdik olarak çevrilmiştir’’ der Sayın Eliaçık. Kurban kelimesinin anlamının ‘yaklaşmak’yani ‘kurbiyet’ olduğu pek çoğumuzun malumudur. Bazı ilahiyatçılar da; garipler, kimsesizler ,akrabalar olarak da geçtiğini ifade ediyorlar. Kısacası onlarla yakınlaşmak,hemhal olmak anlamı taşımaktaymış.Mana itibariyle bunları ihtiva etse de yine hepimiz bilmekteyiz ki ’Kurban’denilince bizim zihin dünyamızda Allah’a yakınlaşmak maksat ve gayesi ile belirli özelliklere sahip ve yine belirli kusurlardan uzak hayvanları belli günlerde kesmek,boğazlamak anlaşılmaktadır.
Eskiden Sümer topraklarında tarım fazlası mallar yani; koyun,keçi,deve,at vs. halkın ibadet ettiği mabede bırakılırmış, üzerine de ‘’Tanrı malı’’ yazılırmış ki,hali vakti yerinde olmayanlar,fakirler,ihtiyaç sahipleri onları alsın ve taşımada,ulaşımda kullansınlar. Hz. Muhammed zamanında da Allah’ın evi olarak nitelendirilen Kabe Allah’ı temsil ediyor ve ihtiyaç fazlalıkları getirilip Kabe’ye bırakılıyormuş. Bu çok eski gelenek Sümer peygamberlerinden Sümerlilere,Babil peygamberlerinden Babillilere akltarılmış daha sonra Hz. Muhammed’de bu geleneği kendi halkına aktarmıştır. O, zamanının geleneği olan ve üzerine ‘’Tanrı malıdır’’ yazılarak Tanrıyı anma ritüeli daha sonraları kan fışkırtma geleneğine evrilişmiştir. Hayvanın üzerine ‘’Tanrı malı’’ yazmak onu kamu malı haline getirmekti. Daha sonra İslam, Arap topraklarından çıkıp uzaklara yayılmaya başlayınca, oralardan gelen insanlar zamanla tanrı mallarını kullanmak yerine, oluşan besin ihtiyacını hayvanları kesip yiyerek gidermeye başlamışlardır. Ve nihayet Kuran geldiği zaman Araplar bu kesme geleneğini çoktan yapıyorlamış bile.


Oluşan bu kaosu,anlamsızlık ve cahiliye ortamını nizama sokmak için şu ayet geldi ve dedi ki: ‘’Bu kestiğiniz hayvanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz. Ulaşacak olan yalnız sizin takvanızdır.(Hac Suresi 37.Ayet)’’ Yani güzel ahlakınızdır. Yani Allah bizim birbirinize nasıl davrandığımıza, doğruluğumuza, dürüstülüğümüze, kardeşliğimize, zekatımıza, yoksulları gözetmemize,salah ve ihsanımıza bakacak. Yoksa her yeri kan gölüne çevirerek Allah’ı hoşnut edemeyiz. Ayrıca tüm bu bahsedilenler hac için geçerli olan bir şeydi. Şimdi sokak aralarında, çoçukların gözü önünde, sakınmadan barbarca yapılıyor bu zulüm.


Tüm bu yazılanları destekleyecek bir kaç hadis paylaşmak isterim;
-‘’Benim kastettiğim merhamet,sizin anladığınız şekilde yalnızca birbirinize olan merhamet değildir. Bilakis bütün mahlukatı şamil olan merhamettir,evet,bütün mahlukatı şamil merhamet!(Hakim,el-müstedrek ale’s sahihayn,Beyrut 1990,ıv,185/7310)
‘’Merhamet edenlere Rahman olan Allah Teala merhamet buyurur. Yeryüzündekilere şefkat ve merhamet gösterin ki, gökyüzündekilerde size merhamet etsin.’’(Tirmizi Birr,16/1924)
Antikapitalist yazar ve ilahiyatçı Sn.İhsan Eliaçık’ın düşüncelerine değindik. Şimdi de kendi çalışması olan ‘’Kuranda Kurban Ayetleri Haritası’’ adlı çalışmasından karşılatırmalı iki ayeti size sunuyorum.
YANLIŞ: “O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser; 5)

DOĞRU: “O halde Rabbine yönel/destek iste ve güçlüklere göğüs ger/diren” (Kevser;5).

Tefsiri: Sana “Böyle giderse her şeyden mahrum kalacak. Kendi kendini mahvediyor. Kendine yazık ediyor. Putları tanımamakla, Kureyş geleneklerine ve kurulu düzenine karşı çıkmakla toplumda bir yere gelemeyecek, sönüp gidecek.” diyorlar. Oysa yakında görecekler kimin sönüp gideceğini/ebter olacağını. Bunun için sen Allah’a yönel/destek iste (salât et) ve saldırılara göğsünü siper et/diren (nahr yap). O zaman göreceksin sönüp gitmek bir yana, destek ve nimet (kevser) asıl sana yağacak…
Görüldüğü gibi ayet namaz kılmak ve kurban kesmekle ilgili değil.


YANLIŞ: “Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat; 107)

DOĞRU: “Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık” (Saffat; 107).

Tefsiri: Hz. İbrahim bir rüyasında oğlunu boğazlıyor görmüştü. Durumu oğluna açınca o da ‘sana söyleneni yap’ dedi. Oğlunu kendi çağında çokça yapılanlar gibi ‘kurban’ etmek istedi fakat Allah ona seslenerek onu bu işten vazgeçirdi. Böylece kendisi büyük bir kaza yapmaktan, oğlu da büyük bir kazaya uğramaktan kurtarıldı. Veya ona büyük baş bir kurbanlık fidyesi verilerek kurtarıldı. Böylece insanlık tarihinde çok büyük bir adım atılmış oldu. İnsan kurbanları çağı kapandı.
Ayette geçen “zibh” kelimesi Arapça’da kaze zede, kazaya uğramak (zebîha) anlamına da geliyor. Böyle bir tefsir de mümkündür. Bu durumda fidye kelimesi de kurtarmalık bedeli manasına geliyor. Burada fidye, İbrahim’in oğlunun canı oluyor.

Varsayalım ki kurban kesmek su götürmez bir gerçek. Peki bu şartlar altında kesilen ve hunharca tüketilen hayvanların eti insana helal olur mu? Geçen yıllarda Brezilya’dan Türkiye’ye ithalatı sağlanan gemiler dolusu hayvan günlerce dizlerine kadar dışkılar içinde yolculuk etti. Kimi hastalandı kimi yolda vefat etti. Bu hayvanın eti helal olur mu? Siz bu hayvanları kestiğinizde ibadet etmiş olur musunuz? Bendeniz düşünüyorum ki; Bizi Tanrı’ya yani mütaal olana yakınlaştıran en güzel ibadet nefsimizi, art niyetlerimizi,kıskançlıklarımızı,yobazlıklarımızı kurban etmektir.

Son olarak Tanrı’nın merhametini anlatan şu güzel hadisle bitirmek istiyorum yazımı. ‘’Allah rahmeti yüz parça yaratmıştır,doksan dokuzunu kendi nezdinde tutmuş,yeryüzüne bir parçasını indirmiştir. İşte mahlukat bu bir parçadan dolayı birbirlerine merhamet ederler. Hatta at, yavrusuna emzirirken ona basmamak için ayağını kaldırır.’’(Buhari,Edeb 19)


Aşağıdaki linkte Sayın İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık’ın ‘’Kuran’da Kurban Ayetleri Haritası’’adlı çalışmasını inceleyebilirsiniz.


https://tvd.org.tr/hayvan-ozgurlugu/kuranda-gecen-kurban-ayetleri/

Henüz Yorum Yapılmamış

    Yorumunuzu Yazın