Menu
Genel

Nasıl ve Neden Vegan Oldum?

2017 yılının Ocak ayında Yuval Noah Harari’nin ‘Hayvanlardan Tarılara Homo Sapiens’adlı kitabını tüm kitapçıların çok satanlar rafında görmeye başladım. Adından sıkça söz edilen bir yazardı ve kendisinin Tedx’de çok güzel bir konuşmasına da rastlamıştım üstelik.https://www.ted.com/talks/yuval_noah_harari_what_explains_the_rise_of_humans?language=tr Kitabı satın alıp okumaya başladım. 408 sayfalık kitabı göz açıp kapayıncaya kadar; bazen tüylerim diken diken, çoğu zaman şaşkınlıkla bitirdim.


Şurayı çok iyi hatırlıyorum;
‘’Hayvanlara istediğini yaptırmak için süt endüstrisinin de kendi yöntemleri var. İnekler, keçiler ve koyunlar ancak yavruladıktan sonra ve ancak bu yavrular emdiği sürece süt üretirler. Hayvanın süt üretimini devam ettirmesi için çiftçinin elinde bu yavrulardan bulunması fakat yavrular tüm sütü tüketmeden çiftçinin bunu engellemesi gerekmektedir. Tarih boyunca yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri, yavruları doğumdan kısa süre sonra kesmek,annenin tüm sütünü sağmak ve sonra tekrar hamile bırakmaktır. Bu hala çok kullanılan bir yöntemdir. Pek çok modern süt çiftliğinde, süt inekleri kesilmeden önce yaklaşık beş yıl yaşar. Bu beş yıl boyunca inek neredeyse hep hamiledir ve doğum yaptıktan sonraki 60-120 gün boyunca azami süt üretimini sağlamak için özel olarak beslenir. Doğumdan kısa süre sonra buzağılar anneden ayrılır. Dişiler bir sonraki süt ineği nesli olmak üzere yetiştirilir,erkeklerse et endüstrisine verilir.’’ (Hayvanlardan Tarılara Homo Sapiens/s:105,106)


Bilmediğim, daha doğrusu bilmek için hiç çaba sarf etmediğim bilgiler tek tek yüzüme vuruyordu kitapta. Ertesi gün iş yerinde, akşam vardiyasının sonlarına doğru, gözüm bilgisayarda hala okuyordum. Binlerce bilgi beni oradan oraya atıyor ve en sonunda veganizm ile buluşturuyordu. Neydi bu veganlık? Et yemiyorlar, süt içmiyorlar,deri giymiyorlar üstelik kozmetik ürünlerini bile kılı kırk yararak alıyorlar. Çünkü hayvan deneylerine de karşılar. Kısacası hayvanların her türlü platformda bir meta gibi kullanılmasına karşı çıkıyorlar. Kesinlikle yapmam gereken buydu. Farklı farklı konularda araştırma yapmama vesile olan bu kitap 105.sayfasından sonra beni vegan yapmıştı. Bir Trakya’lı olarak ailecek etsiz yemek yemez(canım annem hariç:), sebzeyi sadece bir garnitür olarak görürdük. Etik vegan olmak bu noktada çok işlevsel; çünkü geri dönmek için hiç bir nedeniniz kalmıyor. Sadece daha sağlıklı olmak için beslenme alışkanlığımı değiştirmiş olsaydım bir hafta sonra vazgeçmiştim bile.


O akşam işten eve geldiğimde ,annem bana en sevdiğim fastfood olan pizzayı yaptığını, fırından çıkarıp yiyebileceğimi söyledi. Ona sadece ”anne ben vegan oldum, artık yiyemem” dediğimde; ”Tamam sadece bir tane ye sonra yine olursun ” dedi <3 Açıklamamı yapmaya başladım; veganlığın bir beslenme alışkanlığı ya da zayıflamak için yapılan bir diyet değil, topyekün bir yaşam değişikliği olduğunu, artık deri giymeyeceğimi(kürk zaten kullanmazdım. Çok şükür o kadar aklım varmış:D),aldığım kozmetik ürünlerin hayvanlar üzerinde deney yapmamış olanlarını tercih edeceğimi ve daha bir çok detayı paylaştım. Ve bu kısa konuşmamızdan sonra artık kendisi de bunlara dikkat eder hale geldi.


Ayrıca belirtmek isterim ki;çevremdeki insanlar tarafından çok fazla tepki aldım; ilgi çekmeye ve marjinal görünmeye çalıştığım söylendi.:) Şunu söyleyen insanlar tanıdım: ”İnek bu! süt yapmasının nedeni sürekli ot yemesi, doğum yapmasıyla alakası yok!” Nasıl yani? Türkiye bir tarım toplumu ve şehirde yaşayanların neredeyse %90’nının atası köyden kente göç etti. Tarımın ve hayvancılığın coğrafyasında bu talihsiz soruyu duymak beni bir süre umutsuzluklardan umutsuzluklara gark etsede olsun, anlatmaya devam! Evet ineklerde biz insan dişisi gibi sadece doğum yaptıktan sonra süt üretirler! Sadece kendi yavruları için.


Yaşanan tüm bu bilinçsizlik hali aklıma kölelik sistemini getiriyor. Biliyoruz ki bu sistem eski çağlardan 19.yy kadar çeşitli biçimlerde var oldu. Bunun en bilinen örneği; rengi,cinsiyeti,boyu vs. sebeplerle, kendinden daha geçerli şartlarda yaşadığı için, bir diğerinin üzerinde tahakküm kurma hakkına sahip olan ,alınıp satılan ”insan köleler”dir. Her ne kadar köleliğin bittiği varsayılsa da modern kölelik hızla devam etmekte. Hayvanlar bunu en acımasız şartlarda yaşıyor ve bu kabul edilemez.


Velhasılıkelam; Bazı şeyleri okumak ve görmek benim vegan olmam için yeterli oldu. Aşağıda bir takım belgesellerin linkini bırakıyorum. İzleyin ve izlettirin. Mazlumun malının zalime hayır getirmeyeceği gibi, bu zalimce yaşam hakları elinden alınan hayvanların etinin,sütünün,derisinin ,balının,yumurtasının…bunları tüketenlere hayır getirmeyeceği aşikar (Kalp krizleri,kolesterol,şeker,tansiyon vs.). Bu savunmasız hayvanların günahlarımızı hesap gününde yüzümüze bir tokat gibi vuracağını düşünüyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=Z0LPSWtfGnQ

Henüz Yorum Yapılmamış

    Yorumunuzu Yazın