Menu
Ekoloji / Hayvan Endüstrisi

NEDİR BU YAPAY ET?

Son yıllarda dünyada yapay et üretimi ile ilgili yapılan çalışmalar hızla artarken, ülkemiz için bu konu henüz çok yeni. Laboratuvar ortamında yetiştirilen doku ve hücrelerden elde edilen in vitro et için kültürlenmiş et, yapay et veya temiz et gibi terimler kullanılmaktadır. Yapay et, hayvanlardan kök hücre alınması ve bunların laboratuvarda besleyici bir sıvının içine konularak büyütülmesi ile elde ediliyor.

 

Doku kültürünün üretimi fikri ilk olarak 1955 yılında Williem Van Eelen tarafından ortaya atılmış ve 1999 yılında bu fikrin patenti alınmıştır. Yapay et üretimi alanında en büyük adım 2013 yılında atılmıştır. Dünyanın ilk in vitro et bazlı burgeri, Hollanda Maastricht Üniversitesi’nde Dr.Mark Post’un laboratuvarında 325 bin dolara üretilmiştir. Dana etinin laboratuvar ortamında kök hücre kullanarak geliştirilmesi üç ay sürmüştür. Üretilen kültürlenmiş etin renksiz olduğu ve daha çok tavuk etine benzediği rapor edilmiştir. Bu nedenle eti renklendirmek için kırmızı pancar suyu ve safran eklenmiştir. Bu gelişme ile birlikte 10-20 yıl içinde maliyetin burger için 11 dolar/burger, et içinse 80 dolar/et olabileceği açıklanmış.

Yapay et üretiminin birden fazla sebebi var;

  • Dünya genelinde tatlı su kaynaklarının büyük bir kısmının hayvancılık için kullanılıyor olması(1kg kırmızı et için 15 ton su harcanıyor).
  • 1kg et için hayvanların beslenmesi ve barınması için 178 metrekare araziye ihtiyaç duyuluyor olması,
  • Petrolle çalışan vasıtaların ürettiği karbon izinin yaklaşık %25’i kadar metan gazını sadece büyükbaş hayvanların üretmesi,
  • 1 kg et üretimi için 300 kg CO2(karbondioksit) salınımı gerçekleşiyor olması,
  • Hayvanların, ticari kaygılar nedeniyle, hasta olmadan birçok antibiyotiğe maruz bırakılması( Yapılan çalışmalar antibiyotik dirençlerinin hayvanlardan yediğimiz etlerden geçtiğini ortaya koyuyor),
  • Hayvan refahını geliştirmek, daha fazla hayvan ölümünün önüne geçmek ve et maliyetini geleneksel etin altına düşürerek tüketicinin satın alabileceği hale getirmek.

 

Yapay etin tanımından da anlaşıldığı üzere bu etlerin en önemli özelliği kesim tekniğinden uzak olması. Ayrıca hücrelerin besin değeri sağlık uzmanlarınca kontrol edilebiliyor. Böylelikle ticari hayvancılıkta sıklıkla kullanılan çeşitli ilaçlar ve en önemlisi antibiyotik kullanımının da önüne geçiliyor.

 

Yapay etin yanı sıra bir de bitkisel et var. Artık günümüzde birçok restoran, kafe ve markette satışı da mevcuttur. Bana göre yapay etten daha güvenilir geliyor şimdilik. Bunun en iyi örneklerinden biri 2011 yılında kurulan Impossible Food girişimi. Marka sürdürülebilir bir gıda düzenine geçiş yapılmasını sağlamak amacıyla kurulmuş. Bu düzene geçişin ise ancak gıda üretiminde hayvanlara duyulan ihtiyacın sıfırlanmasıyla gerçekleşebileceğine inanıyorlar. Marka geçtiğimiz yıllarda et ile aynı tada sahip ancak tamamen bitkiden yapılmış hamburger köftesi yarattı. Ekip yıllar süren çalışmalar boyunca etin görünüşünden kokusuna ve ısıyla temas ettiğinde çıkardığı ‘’cız’’ sesine kadar tüm duygusal deneyimleri incelemiş. Beş yıl süren araştırmalar sonucunda aradıkları temel malzemeleri buluyor ve ilk ürünlerini sunuyorlar-Impossible Burger. Günümüzde Amerika’da 3000 noktada satışı mevcuttur. Pat Brown adlı bir bilim adamı tarafından bulunan burgerin proteini buğday ve patatesten elde ediliyor. Sonrasında ise burgere tadını veren vitaminler, aminoasitler, hemoglobinin bir bileşimi olan ‘’heme’’ve şeker ekleniyor. Heme, yalnızca kandaki hemoglobin proteininde değil, bitkilerde de bulunuyor. Yani bitkiden üretilen bu yeni nesil hamburgerlere aynı et tadı ve aroma veren kilit malzeme bu. Bir de ksantan ve konjac isimli bağlayıcılar ile Hindistan cevizinden ve soyadan elde edilen yağları kullanıyorlar.

Girişimin verilerine göre 100 gr İmpossible Burger yenildiğinde, inekten elde edilen et ile yapılan bir hamburgere kıyasla 10 dakikalık bir duşta harcanan suyun önüne geçmiş oluyoruz.

Yapay ette de bitkisel ette de amaç aynı. Daha sürdürülebilir bir tüketim alışkanlığı kazanmak ve kaynakları daha iradeli kullanmak. Dünya nüfusunun 2055’te 10 milyonu bulacağı ön görülürken bir takım önlemler olmak kaçınılmazdır. İsviçre merkezli yatırım bankası Ubs’in raporuna göre küresel bitki bazlı et pazarının 2030’da 85 milyar doları bulacağı ön görülüyor.

 

Dünya çapında yetiştirilen ve bitkisel etin ham maddelerinden biri olan soya fasulyesinin yaklaşık %6’sı doğrudan insan tüketimi için gıda ürünlerine dönüştürülmektedir. Geri kalanıysa dolaylı olarak hayvan yemi olarak besin zincirine girer ya da bitkisel yağ ürünlerinin yapımında ve biyoyakıt olarak kullanılır.

Et, biyoyakıt ve diğer soya ürünlerine yönelik küresel talep arttıkça, soya fasulyesi pazarı da bu talebe ayak uydurdu. Dünya soya fasulyesi üretimi son 20 yılda iki katından fazla arttı ve bu artan talebin bir kısmı verimdeki iyileştirmelerle karşılanırken, çoğu soya fasulyesi ekiminin Amazon bölgesindeki tropik ormanlar gibi yeni alanlara yayılmasıyla karşılandı. Dünyadaki soyanın %70-75’i tavuklar, domuzlar, inekler ve çiftlik balıkları için yem olarak kullanılıyor. Bu yüzden et endüstrisi ormansızlaşmanın önünü açan önemli faktörlerden biridir.

Yüksek bir üretim maliyetine sahip olan geleneksel et üretim sistemlerinde aynı zamanda yüksek oranda tarım arazi kullanımı da tepki çekmektedir. Buna bağlı olarak, et üretiminde kullanılan tahıl miktarı göz önüne alındığında, üretilen tarım ürünlerinin açlık ile mücadele de değil de et üretimi için kullanılması anlamsız olarak görülmektedir. Standart hücre kültürü ve mühendislik geliştikçe, yapay etin maliyetinde düşüşler olacaktır.

 

1936 yılında Churchill ‘’Yalnızca tavukgöğsü ve butu yiyeceksek, bütün tavuk yetiştirmeyelim’’ sözü, yüksek üretim maliyetlerine de bir gönderme niteliği taşıyor.

 

Sonuç olarak; geleneksel et endüstrisi, değişen tüketici istekleri, farklılaşan market eğilimleri,  insan nüfusu,  sera gazı emisyonları,  orman alanları tahribatı,  tarım arazileri ve tahıl ürünlerinin kullanımının artışı ve hayvan refahı kaygıları gibi farklı etkenlerle karşı karşıyadır. Bugün dünyada birçok şirket ve araştırma enstitüsü bu konu ile ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Önümüzdeki on yıl içerisinde yapay etin restoran menülerinde ve marketlerde yer alacağı tahmin edilmektedir.

 

 Kaynaklar:

https://www.mataramasu.co/blogs/blog/impossible-foods-etsiz-burger-olur-mu?gclid=CjwKCAjw_JuGBhBkEiwA1xmbRVftoCBFm2uzYFfvctCZPlLGL_ImlW0BLhXsEiJbF9XLUi7pHjcLQhoCCg0QAvD_BwE

https://en.wikipedia.org/wiki/Cultured_meat

https://www.ucsusa.org/resources/soybeans

https://www.researchgate.net/publication/342502302_Gelecegin_Alternatif_Protein_Kaynagi_Yapay_Et

https://www.genengnews.com/tech-exclusives/scientific-challenges-and-solutions-for-cultured-meat-manufacturing/

 

 

Henüz Yorum Yapılmamış

    Yorumunuzu Yazın