Menu
Hayvan Endüstrisi / Sağlık

Süt Ve Süt Ürünlerini Hayatımızdan Neden Çıkarmalıyız ?

Küresel sermayenin,küresel tuzaklarına düşen insanlar sadece maddi ve manevi değil bedensel olarak ta kısırlaştırılıyor! Ama nasıl?

Etrafımızdaki insanlardan, TV programlarından ya da reklamlardan bize hiç durmadan empoze edilmeye çalışılan bir yanılsama var; süt ve süt ürünlerinin beslenme programının vazgeçilmez bir parçası olduğuna dair mesaj yağmuruna tutuluyoruz. Büyümek ve güçlü kemiklere sahip olmak istiyorsan süt içmek zorundasın! En sevdiğin sporcu kadar güçlü olmak istiyorsan yine süt içmek zorundasın bla bla! Acaba gerçekten böyle mi?

(Burada paylaşacağım bilgiler benim uydurduğum şeyler değil aksine bilimsel araştırmalar ve veriler.😊)

Süt,peynir ve tereyağı insanların sağlıklı bitkisel beslenmeye geçiş sürecinde bırakmakta en çok zorlandıkları yiyeceklerin başında geliyor. Sizce bu tamamen tesadüf mü? Yoksa insanlar tarafından bağımlılık derecesinde sevilmesinin başka sebepleri de mi var?

Evet var. Sebebi ‘Kazein’. Amerikalı Biyokimyacı Dr. T.Colin Campbell,’’Çin Mucizesi: Uzun Yaşama,Kilo Verme ve Diyet Hakkında Şaşırtıcı Bilgiler’’adlı kitabında;’’Hayvansal kaynaklı sütlerin insan sütünden farkı oldukça fazla miktarda kazein içermesidir. Kazein,bir inek sütünün yaklaşık %90’ını oluşturur ve bu hayvansal protein,vücudumuzda çok fazla asit üretimine sebep olur ve bu da zaman geçtikçe kemikleri eritir,kemiklere zarar verir.’’diyor. Tüm bunların yanı sıra süt intoleransının sivilce,döküntü ve kızarıklık veya tahriş gibi cilt sorunlarına neden olduğu da bilinir.Campbell bir diğer örneğinde;’’ Romatoid artrit –eklemiltihabı-hastalığının belirtilerini azaltmak için ilk yapılması gereken süt içmekten kaçınmak’’diyor. İlk olarak yapılması gerekenin süt içmekten kaçınmak olması biraz garip gelebilir,fakat süt kullanmayı bırakmadan öğrettiği şeylerin başarılı olmasının mümkün olmadığını ifade ediyor.

Süt, vücudumuza soktuğumuz,alerjiye en çok neden olan,bağırsaklara zarar veren ve asit oluşumuna neden olan şeydir. Çoğu Batılı kişi süt içmeyi sever çünkü aklımızda süt ile ilgili oldukça olumlu çağrışımlar vardır. Bizim için sağlıklı olduğunu düşünürüz. Aynı zamanda süt içmenin doğal bir şey olduğunu,kemiklerimizi güçlendirdiğini falan… Çoğu kişi tadının güzel olduğunu da iddia edebilir. Iyykk..Çok az sayıda kişi mandıra ürünlerini eleştirir ve bu ürünlerin tüketebileceğiniz en kötü ürünler olduğunu söyler. Bu eleştiriyi duymuyor olma nedeniniz ise bu iddiaların para kazandırmıyor oluşudur. Mandıra ürünlerinin sizin için yararlı olduğunu söyleyerek para kazanan kim var? Sizin ve çocuklarınızın  mümkün olduğu kadar çok ürün tüketmenizde ısrarcı olan dünya çapında milyar dolarlık endüstriler. Bu ısrarcı politikalar ve bilgi konusunda kendilerini güncelleştirmekte özürlü olan doktorlarımız şöyle dursun; Dr.T.Campbell,çalışmaları esnasında ki bulgulara dayanarak, kazeinin kanser ile gelmiş geçmiş en kuvvetli ilişkiyi gösteren protein olduğunu savunur. Kazein vücutta çok yavaş çözündüğünden,içeriğindeki casomorfin isimli natürel morfin benzeri maddeler,kana karışırken opioid gibi hareket ederler. Siz süt ürünlerinden elde edilmiş kazein ihtiva eden bir yiyecek tükettikten dakikalar sonra, proteinler parçalarına ayrılmaya başlar. Bu çözünme esnasında ortaya çıkan casomorfin beyindeki opioid reseptörlerine bağlanır. Bu ilişki ciddi bir bağımlılık yaratır ve bu da insanların süt ve süt ürünlerine olan bağımlılıklarının en önemli sebebidir.

Sorumlu Tıp İçin Doktorlar Komitesi(PCRM)kurucusu Dr. Neal Bernard,birçok çalışmasında kazeinin en çok peynirde bulunan bir madde olduğunu bu yüzden vazgeçilmesi en zor ürün olduğunu üstelik mikroskop altında incelendiğinde inek sütünün morfin de içerdiğini belirtiyor. Anne inek bunu kendi vücudunda doğal olarak üretiyor.

Bu ürünleri tüketmenin sadece bedenlerimize değil çevremize de korkunç zararları var. Hele ki iklim krizinin artık ağızlarda pelesenk değil bilhassa hissedilir boyutlara ulaştığı günümüzde…

Abd’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Çevre Çalışma Grubu’nun raporuna göre, süt mamulleri üretimi sonucu ortaya çıkan sera gazı oranlarına bir de şu açıdan bakalım: Bir kap yani 30 gr. yoğurt üretmek için oluşan gaz, arabanızı yaklaşık 1,5 km sürmeniz ile eşdeğerdir. Yaklaşık 100 gr. peynirin karşılığı 5 km araç kullanmanızdır. Her yıl 1 kg peynir üretimi için,atmosfere 13,5 kg karbondioksit salınır. 1 kap yoğurt için 35 galon,2 dilim peynir için 50 galon,1 top dondurma için 50 galon su kullanımı gerekiyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO)’nün raporuna göre(Süt Ürünleri Sektöründen Sera Gazı Emisyonu: Bir Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi),süt ürünleri endüstrisi global olarak toplam sera gazı emisyonunun %4’ünü oluşturuyor. Bu miktar, süt üretimi,işlemesi,lojistiği ve hayvanların mezbahalara gönderilmesi ve işlenmesi süreçleri sonucu oluşuyor. Metan gazı açık ara farkla, süt endüstrisi tarafından oluşturulan gazların en tehlikelisi çünkü atmosfere, karbondioksidin 100 katı kadar ısı yayabilme potansiyeli var. Süt endüstrisinin ürettiği gazların yaklaşık yarısı ise metan gazı. İneklerin günde 250 ile 500 lt. arası metan gazı ürettiği tahmin ediliyor. Aşağı yukarı 700 ineklik fabrikayı baz aldığımızda bu rakam günde 350.000 lt. kadar metanın havaya karıştığı anlamına geliyor.

Kimseyi inandırmak gibi bir gayem olmasa da söylemek isterim ki hayat hayvansal ürünler olmadan da çok keyifli. Damak tadı kesinlikle dönüştürülebilir bir şey bunu sürekli söylerim. Hayvansal yoğurdun,peynirin,dondurmanın,tereyağının yerine koyabileceğiniz onlarca çeşit bitkisel yiyecek var. Örneğin; bitkisel bazlı sütler,margarin yerine hindistan cevizi yağı veya avokado,bitkisel sütlerden hazırlanmış nefis dondurmalar,kefir,yoğurt,hamur işlerinde bağdaştırıcı olarak kullanılan yumurta yerine keten tohumu kullanımı ve daha niceleri… Bir deneyin olur mu?

Henüz Yorum Yapılmamış

    Yorumunuzu Yazın